Mehmet DEMİREL Abimize Teşekkürlerimle PDF Yazdır e-Posta
ibrahim BALCI tarafından yazıldı.   
Cuma, 26 Mart 2010 11:19

 

Şiro Haber Gazetesinin İdarecisi ve Yazarlarından Mehmet DEMİREL Abimizin Bakımlı Köyü İsimli Makalesi İçin Kendisine Teşekkür Ederim.

 

               Bakımlı Köyü

 

 Bu hafta Bakımlı Köyü’ndeyiz.
150 haneli bu köy 1.500 ve 2.000 arası bir nüfusa sahip. Dört mezrası var bu köyün. Atalar, Mucurlu, Balcılar ve Karakuş. Bunun haricinde Bakımlı köyünün altı mahallesi var. Bozdemir, Ateşler, Yıldırım, Kömürler, Yegeler ve Merkez Dibi mahallesinden oluşmaktadır
.

Köyün kuzey tarafı Şiro Çayı ve Barajın vuslata kavuştuğu yerdir. Köyün güneyi tamamen ormandan ibarettir. Batısında Çengelli Köyü Doğusu ise Tosunlu köyüne bakar. Bu köy 1905 yılında büyük bir depreme maruz kalmış. Dışarı da olan insanların haricinde ki tüm köylü bu deprem de vefat etmiş. Bu depremden dolayı köyün ismi (hıraba) olmuş. Daha sonra bu köy Bakım ve onarıma maruz kaldığından dolayı Bakımlı ismi verilmiş. Bu köyün sakinleri geçmiş soylarının Konya Canbeğ aşiretine müntesip olduğunu ifade ederler. Köyde bir ilköğretim okulu bulunmaktadır. 16 tane öğretmen burada vazife yapmaktadır. 300 öğrencisi olan bu okulun 5 lojmanı bulunmaktadır. Bakımlı köyünde sağlık ocağı 8 senedir bir tek ebe ile idare eder. Daha önce bu köyün iki doktor ve iki tane hemşiresi varmış. Şuan ise sadece bir ebe bulunmaktadır. Ebe hanım bu köyden evlenmiş. Yoksa o da terk eder gider diyor köylü.

Köyün acilen doktora ihtiyacı var. Köyün muhtarı Ekrem Karakuş bizi Perşembe günü bekliyordu. Malatya’dan Pütürge istikametine geç çıktık. Pütürge’de Şelderesi mevkiinde yol çalışmalarına takılmamız nedeniyle geciktik. Cuma günü ise muhtara ulaşamadık. Muhtara vekâleten Yasin Karakaş beyefendi bize öncülük yaptı. Köyün ana geçimi kayısıdır. Enteresandır ki köyde bir tane bile emekli bulamazsınız. Bir milletin terakki etmesi için sanat ziraat ve ticaretin olması şarttır ki bu düstur bu köyde iyi yerleşmiş. Bakımlı köyü Pütürge’nin en büyük köyüdür. Burada ki gençlik bu köyün ihtiyarlarından şikâyetçidir. Çünkü bu köyün bir tek top sahası bile bulunmamaktadır. Bakımlı camiinin sağında ve solunda iki kıraathane bulunmaktadır. Y

asin Karakaş bey gençlerimiz kahvelerde vakitlerini geçirip heder olmasın. İlla bir top sahası şart diyor. Boş top sahası olarak kullanılacak mezramız çok. Fakat köyün ihtiyarları ne hikmet ise müsaade etmiyorlar. Bu köyün sulama suyu ihtiyacı yok. Zira suyu bol. Fakat suyun birikmesi ve boş yere akmaması için gölet şart diyor köylü.

Köyde Arif Karaca beyin evine misafir olduk. Bol peynir maydanoz, soğan ve pul biberinden macun yapılmış bir katmer ikram ettiler bize. Üzerine ise bol tereyağı sıcak katmerin üzerinde nasıl da eriyor. Yanında yayık ayranı. Lezzetine doyum olmuyor katmerin. Eline sağlık Kadiriye anne. Kadiriye anne oğlum diyor “Ben iyi değilim bazen dengem gidip deliyor” Hayrola Kadiriye anne diyoruz. Yirmidört yaşın da kızımı kaybettim. Gözümün önünde gitmiyor. Ayrılık acısını sinemde hissediyorum diyor Kadiriye anne. Anlaşılan Hayli muzdarip. Teselli etmek istiyorum Kadiriye anneyi birden Risale-i Nur Külliyatından bir Pasaj aklıma geliyor. Naklediyorum Kadiriye anneye. Bir zaman, bir zat, bir zindanda bulunuyor. Sevimli bir çocuğu yanına gönderilmiş. O biçare mahpus, hem kendi elemini çekiyor, hem veledinin istirahatini temin edemediği için, onun zahmetiyle müteellim oluyordu. Sonra, merhametkâr hâkim ona bir adam gönderir, der ki:”Şu çocuk çendan senin evlâdındır. Fakat benim raiyetim ve milletimdir. Onu ben alacağım, güzel bir sarayda beslettireceğim.”O adam ağlar, sızlar, “Benim medar-ı tesellim olan evlâdımı vermeyeceğim” der. Ona arkadaşları der ki: “Senin teessürâtın mânâsızdır. Eğer sen çocuğa acıyorsan, çocuk şu mülevves, ufunetli, sıkıntılı zindana bedel, ferahlı, saadetli bir saraya gidecek. Eğer sen nefsin için müteessir oluyorsan, menfaatini arıyorsan; çocuk burada kalsa, muvakkaten şüpheli bir menfaatinle beraber, çocuğun meşakkatlerinden çok sıkıntı ve elem çekmek var. Eğer oraya gitse, sana bin menfaati var. Çünkü padişahın merhametini celbe sebep olur, sana şefaatçi hükmüne geçer. Padişah onu seninle görüştürmek arzu edecek. Elbette görüşmek için onu zindana göndermeyecek, belki seni zindandan çıkarıp o saraya celb edecek, çocukla görüştürecek-şu şartla ki, padişaha emniyetin ve itaatin varsa...” İşte, şu temsil gibi, Kadriye ana, senin gibi mü’minlerin evlâdı vefat ettikleri vakit şöyle düşünmeli:
Şu evladım mâsumdur; onun Hâlıkı dahi Rahîm ve Kerîmdir. Benim nâkıs terbiye ve şefkatime bedel, gayet kâmil olan inâyet ve rahmetine aldı. Dünyanın elemli, musibetli, meşakkatli zindanından çıkarıp Cennetü’l-Firdevsine gönderdi. O çocuğa ne mutlu! Şu dünyada kalsaydı, kimbilir ne şekle girerdi! Onun için ben ona acımıyorum, bahtiyar biliyorum. Kaldı kendi nefsime ait menfaati için, kendime dahi acımıyorum, elîm müteessir olmuyorum. Çünkü dünyada kalsaydı, on senelik muvakkat elemle karışık bir evlât muhabbeti temin edecekti. Eğer salih olsaydı, dünya işinde muktedir olsaydı, belki bana yardım edecekti. Fakat vefatıyla, ebedî Cennette on milyon sene bana evlât muhabbetine medar ve saadet-i ebediyeye vesile bir şefaatçi hükmüne geçer. Elbette ve elbette, meşkûk, muaccel bir menfaati kaybeden, muhakkak ve müeccel bin menfaati kazanan, elîm teessürat göstermez, meyusâne feryad etmez. Haklısın evlat diyor. Fakat ayrılığın bir saniyesi bir sene gibi beraberliğin bir senesi bir saniye gibi. Özledim kızımı diyor. Çok maharetliydi. Şeker hastasıydı kendisi. Kendisine çok hassas bakardık. Motorsiklet delisi idi. Doktora gittiğimizde şekeri hayli düşmüştü. Şekerinin düşük olması onu meyve suyu içmesi hususunda cesaretlendirdi. Taa 800 lere çıkmıştı şekeri diyor. Allah rahmet etsin.                             

                                                                                                                                                                                                                    Mehmet DEMİREL

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Ara
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!
Son Güncelleme: Cuma, 26 Mart 2010 11:32